![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 15.300
Reputation : 10
Reputation Display :
![]()
My Mood:
|
![]() [Sadece Kayitli Üyeler Linkleri Görebilir. Üye Olmak için Tiklayin...] Türkü barlarda devrimci marşların ve halk türkülerinin söyleniyor olması oraların halkçı olduğu anlamı çıkartılmamalıdır. Asılında tüketim yerleridir. Türkü barları açanlar da türküleri halka ulaştırmak amacıyla açmamışlardır. Türkü barlar midelerin alkolle doldurulduğu ve ceplerin boşaltıldığı yerlerdir de aynı zamanda. Türkü barlar “yozlaştığı” iddiası ile alternatif “eğlence” anlayışı olarak çıkmıştı. Eski ve tövbekâr solcuların “kafa dinleme yeri” olarak varlıklarını sürdürüyorlar. İnsan inandığı değerlere göre yaşamalıdır. Eğer kapitalistsen kapitalistçe, Hristiyansan Hristiyanca, nihilistsen Nihilistçe, Sosyalistsen sosyalistçe, Müslümansan Müslümanca kişinin yaşması gerektiğine inanıyorum. Bir sosyalistin kapitalist bir düzende sosyalistçe yaşamasının maddi- fiziksel- imkânları yoktur. Bire bir yaşamsını istemekte fanatikçe olur. Ancak eğer bir kişi kendine sosyalistim diyorsa en azından bunun asgari prensiplerini yerine getirmelidir. Sosyalist olup, eleştirdiğin hatta küfür ettiğin burjuva yaşam sistemine uygun yaşamak en hafif değerlendirme ile etik değildir. Bir Nihilist (Hiççi) nihilistçe yaşamalıdır. Pragmatistçe (faydacı) davranıp karşıt olduğu taraf dümen kırmak ruhsal vamplık olsa gerek. Turistik yerlerde çoğalan türkü barlar 90’lı yıllarda türkü barların açılmış olması tesadüf değildir. Özellikle büyük bir “imanla” SSCB’ye bağlı olan solcular Sovyetlerin yıkılmasıyla birlikte büyük bir “yenilgi psikolojisi” yaşadılar. “yenilgi” sonrası eskiden kalma bir atımlık barutla birkaç yıl hala “inançlı” olduklarını haykırdılar. Fırtına dinice dümeni iskeleye doğru kırdılar. Artık fırtınalı, dalgalı yolculukları sevmiyorlardı. Maviden çok yeşili sevmeye başladılar. Yeşil sakinlik, biraz da “evcilik” demektir. İnsan geçmişsiz edemeyen sosyal bir varlıktır. Ne kadar geçmişinden uzaklaşsa da ruhen geçmişine bağlıdır. Bu aşamada sosyalizm ve devrim “nostalji” olurken “yeni” demir atılan liman ise “hayatın gerçekliği” oluyordu. Geçmiş tümüyle ütopik ve yaşanılmış nostaljik anılar şimdi ise teslim olunmuş “mutlak gerçek” oluyor. Aslında türkü barlar biraz da nostaljinin demlendiği yerler olması sebebi ile tercih edilmeye başlanmıştı. Bir zamanlar “okul işgallerinde” yürüyüşlerde söylenen Avusturya işçi marşı eski- tövbekâr solcuların yoğun talebiyle türkü barlarda söyleniyordu: “Hayat denilen kavgaya girdik Çelik adımlarla yürüyoruz Biz bu karanlık yolun sonunda Doğacak güneşi görüyoruz Dağları aşıyor bak yakınlaşıyor Kızıl yıldıza hep koşun Bu bir rüya değil bu bir hülya değil Yıldızıdır kurtuluşun” Kadehler şerefe kaldırılırken masadakiler hep beraber marş söyleniyor. Kuşadası’nda “Ezgi türkü evi”nde canlı müzik yapan Özgür Kiremitçi, düşünce olarak solcu, her gece ezgi türkü evinde arkadaşları ile beraber Ahmet Kaya’dan, Grup yorum’dan, Grup Kızıl Irmak’tan ve Kürtçe parçalar okuyorlar. Özgür bu işi severek yaptığını söylüyor: “Her gece zevkle müzik yapıyorum. Tabii ki buraya gelenler belli genelde sol görüşlü olanlar geliyor. Dans yerine halay çekiyoruz. Bir nevi herkes deşarj oluyor” Ne kadar ilginç değil mi tüketim kültürünü eleştiren ve üretim kültürünü savunan bir dönemin solcu çoğunluğu şimdi deşarj olmakla yetiniyor. Aydınlanmacı sanattan yana olanların nostaljinin tüketici ağlarına takılmış olmaları trajik bir gerçektir. Naif Güneş 1991 seçimlerinde HEP(Halkın Emek Partisi) listesinden SHP’den seçilen Naif Güneş’e Ezgi Türkü evinde rastlıyoruz. 1991 seçimlerinde seçim bölgesi olan Kurtalan ve Siirt’te sloganı “Berxwedan Jiyan e” (Direnmek yaşamaktır) ile kitlelere hitap eden Naif Güneş de nostaljik takılanlardan. Tabii ki kimsenin özel hayatına ne içip ne içmediğine karışma gibi bir pozisyonda değilim ve asla olmam da. Ama bir zamanlar “Direnmek yaşamaktır” sloganı ile milletvekili seçilen birinin direnmeden yaşaması biraz tuhaf değil midir? Yine en baştaki sözlere geliyoruz. İnsan inandığı gibi yaşamalıdır. Eğer bir Müslüman Müslümanca düşünüp ama Müslümanca yaşamıyorsa ona Müslüman denilmez başka bir şey denilir. Tüm dünya görüşleri de öyledir. Bir kişi bir zamanlar kitlelere hitap ettiği düşencilerin zıttı yaşıyorsa bunun adı ne olduğu bellidir. Sonuç olarak Türkü barlarda devrimci marşların ve halk türkülerinin söyleniyor olması oraların halkçı olduğu anlamı çıkartılmamalıdır. Asılında tüketim yerleridir. Türkü barları açanlar da türküleri halka ulaştırmak amacıyla açmamışlardır. Türkü barlar midelerin alkolle doldurulduğu ve ceplerin boşaltıldığı yerlerdir de aynı zamanda. Kısaca her şey yerinde güzeldir. (alıntıdır) |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|