![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 15.300
Reputation : 10
Reputation Display :
![]()
My Mood:
|
Kız;cebinde kalan son bozuklukları birleştirip,büyük bir heyecanla aldığı kitabın satırlarına kendini bırakmadan önce,son bir kez daha inceledi,yüz sekiz sayfaya işlenmiş dört harflik hikayeyi bir resim ve bir isimle anlatan kapağı...Bir kapak bu kadar mı aşk kokardı ve bir aşk bu kadar mı ölüm?Bir resim (A)şkı,(R)üzgarı,(A)yrılığı,(Z)amanı ve ölümü bu kadar mı gizlerdi suskunluğunda?Sanki...Sanki Cüzzam bir aşk gülümsüyordu kitabın kapağında...Bir kitap ismi,yaşanılası bütün duyguların yaşanamamışlığını bu kadar mı haykırırdı 4 harfle?Ve sadece 4 harfin eyvallah’ ı bir ömründe eyvallah’ ı olabilir miydi?(A)şka,(R)üzgara,(A)yrılığa,(Z)amana eyvallah dediyse insan;geriye ne kalırdı ki yaşadığını kanıtlamak adına?
Daha fazla sabredemedi...Beynindeki ardı arkası kesilmeyen soruları yanıtlamak adına,her cümlesi ARAZ' a yakılmış,her cümlesi ARAZ' a uyak düşen ve mürekkep harflerle her buluştuğunda,okuyan her yürekte bir ARAZ büyüten cüzzam aşk hikayesine bıraktı kendini... "yalnızım çünkü sen varsın..." Kitabın içeriğini,kalemin usta manevrasıyla tek bir cümlede anlatmıştı sanki yazar...İlk sayfada okuduğu bu cümle;kızın gülmeyi unutmuş yüzüne,haklı olmanın verdiği mutluluk adına küçük bir tebessüm kondurdu...Yanılmıyordu...Kapağından da anladığı gibi bu kitabın her harfinde bir aşk ölmüştü...Aşk ve ölüm vardı bu kitapta...Yazar kalemi hangi harfe batırsa aşk düşüyordu okurların payına...Oysa ölüm kalıyordu yazarın avuçlarında...Bu nasıl bir yürekti böyle ki;satırlarında ARAZ' ını arz edip,onu içinden terk ederken kelimelerin insafına,okurlarının avucuna yıllanmış bir aşk hikayesi bırakıyor ve ARAZ' ı ölümsüzlüğe terk ediyordu bir kitabın sayfalarında...Ama terk edemediği tek şey ona kalıyordu avuçlarında...Buz gibi bir ölüm.... Peki yazılanlar sadece yazarın kalemine ait bir hüner miydi?...Evet yazar kalemini konuşturmayı iyi biliyordu...Evet harflerini her defasında bir ok gibi cümle cümle okurlarının kalbine saplamayı başarıyordu...Cümleleriyle vurduğu her cesedi harf yapıp binlerce okuyucuyla ARAZ' ına sesleniyordu satırlarında...Ama,kaleminin mürekkebi de,kalemini kağıda değdirende ARAZ değil miydi aslında?Sahi kalemini aşka bulamış bu yazar hiç korkmuyor muydu ARAZ' ını yazmaktan?Kalemini eline aldığında ARAZ bulaşınca yüreğine ve satırlara kurulunca aşk mahkemesi;hakim kararıyla aşkı uyak düşmüşken ARAZ' a,kalemine bulaşan ARAZ' da neyin nesiydi?Hüznü hep iki satır ötesinde bulan bu yazar ARAZ' ıda satırlarında mı arıyordu?Her satırda iki satır ötesinin ARAZ' ınımı özlüyordu gözleri?Kitabının son satırlarıyla birlikte kendisini terk eden özeli,artık yalnızca ona ait olmaktan çıkan aşkı ve yazdığı onca satıra rağmen hala iki satır uzağında olan ARAZ' ı vazgeçirmiyor muydu onu yazmaktan?Hangi acı,hangi özlem,hangi aşk,hangi ayrılık yada nasıl bir yitirmişlik ve vazgeçmişlik yazarın mürekkebini ARAZ' a buluyordu ve ARAZ bir kitabın ismi olarak okuyucuların insafına bırakılıyordu?Yoksa yazarın bir seslenişimiydi bu hiç duymayacağını bilse de ARAZ' ına yankılanan?Belki...Belki ARAZ;bir düş,bir masal prensesi,bir öykü kahramanı ve kahramanının kalemine bulanan şizofren aşkı olmaktan öte değildi...Peki...Peki öyleyse bir düş müydü yazarı kahramanlaştıran?Nasıl bir kaleme sahipti ki bu yazar;bütün yaşanmamışlıkları yaşatıyordu okuyucunun kalbinde?Bu yüzden mi kahramandı?Hayır hayır...Kahramanı kahraman yapan ne yazdıkları ne yazılmışlığı nede yazdıranıydı...Sadece AŞKTI KAHRAMAN! Bu düşüncelerin uçurumundan sıyrılıp insanı en aşk yerlerinden yalnızlaştıran cümleyi tekrar okudu..."yalnızım çünkü sen varsın..." Kalbi karışmıştı...Kitabın ilk cümlesinde kendini okumak korkuttu onu...Bu kitap...Bu kitap onun duygularını ele veriyordu...Keşfedilmemiş yanlarına ayak basıyordu...Bilinmeyenliğine "görülmüştür" damgası vuruyordu sanki bu kitap...Garip bir korku doldu içine...Adını koyamadığı düşünceleri,tek bir cümle özetliyordu...Evet...insan en çok bir aşkın varlığında yalnızlığa ihtiyaç duyuyordu...Aşk hep tek kişilikti...Bir aşık birde aşk olmalıydı söylenmemiş bütün duyguların uçurumunda...Maşuksa eğer yalnızlığı kanatan;uçurumlarca uzağına düşmeliydi varlığının...Yokluğuna birikip var olduğu her anı düşmeliydi takvimden...Bozdurup bozdurup harcamalıydı birikmiş bütün yalnızlıkları varlığının katil bakışında...Zaten aşkın girdabında,varlık,ruhu terk ediyordu aslında...Ruhu olmayan bir varlığı maşuka sunmaktansa,varlığı gerçek aşkla yakıp küllerini sunmak evlaydı...Şimdiye kadar hep bu düşüncesi yüzünden tepki almıştı çevresinden...Herkes onu melankolik,şizofren,ruh hastası diye adlandırmıştı...Oysa...Oysa şimdi bir kitabın satırlarında onu onaylayan bir cümle yüreğini yakıyordu...Yalnızlığa bu denli muhtaçken hiç tanımadığı bir yazar,kalemine sayıklattığı en güzel yalnızlığıyla yalnızlık sunuyordu kıza... Okumaya devam etti yazarın satırlarında sunduğu bütün duyguları,vücudunun her zerresinde hissederek...Okudukça ürperiyor ürperdikçe kendini boğuyordu aşk sularında... İlk bölümü adeta nefes bile almadan bitirmişti...Yazar,kitabına;dört harfin en acısını işleyerek başlamıştı...(A) harfinin anlamı ayrılığa bürünüyordu ilk sayfalarda...Sahi bir harf bu kadar çok anlamı taşıyabilir miydi omuzlarında?Ve arasında uçurumlarca fark olan iki anlam bir harfte bütünleşebilir miydi?"Aşk ve Ayrılık..." aynı harfle başlayabilir miydi?Belki de aşk ayrılığı gösteren bir aynaydı..."Bir aynadaki sen aracılığıyla diğer bir aynadaki "sen"e bakarken, aynalardan birine yaklaşırken ötekinden uzaklaşırsın ya hep "görebilmek" için..." diyordu yazar satırlarında...Aşk ve Ayrılıkta tıpkı bunun gibiydi aslında...Bir aynada maşuk,diğer aynada aşk ve ortada iki görüntüyü birbiriyle uzlaştıramayan yalnız aşık...Ve sonrası ayrılık...Ve aynalardan birinde ölüm...Aşık;aşk aynasına bırakırsa suretini sessiz bir ölüm görür aynadaki yansımasında...Gözlerine batar aşk,kırılır aynalar...İlkin kör olur ve el yordamıyla yakalar onu ölüm,kefeni olur aşk...Maşuk aynasına düşürürse yansımasını;bu kez aşk ölür maşuğun varlığında...Yazarında dediği gibi "ayrılıklarında ölüme benzeyen bir yanı var"dı aslında... Ve ayrılığın en acıtan sonuydu belki de;gidenin ardından geriye kalan tek emanetin,bir dilencinin insafına terk edilmiş olması...Ne olduğunu henüz anlamasına fırsat verilmeden eline bırakılan resimdeki kız onun için ne ifade ederdi ki?Gözlerinden aşkı okuyabilir miydi?Ki aşk bu kadar ayrılıkken gözleri aşkı anlatır mıydı ki?Sahi;Aşk ayrılığa bürününce gözler hangi dili konuşurdu? |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|