![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 15.300
Reputation : 10
Reputation Display :
![]()
My Mood:
|
HAK, HÜRRİYETİNİZ YOK ÇİFT TARAFLI HAKNAMEMDE… Sürekliliği sekteye uğramış bir sevinç. Üstüne üstelik şarkılara yabancıyım. Lisanım buğulu seslere kayık. Kendi şehrimde mülteciyim sevinçlerime. Üstü başı yırtık bir dilencinin rehberliğine kaldı ruhum. Sürülmeden ülkemden başımı sıyırmalıyım baltalanmış ağaçlardan. Kişiliği belirtisiz insanlardan çoktan geçmiş bu şehir. Şiirimden iki kıta eksiltsem o zaman anlaşılır mıyım? Yo yo zannetmiyorum her şeyin olduğu gibi kalmasını istiyorum sonu ne olursa olsun. Yıkık ve mağrur… Hüzünce hallerimden bir ‘sol’ üfleyip ruhuma kaba kaba kalınlaştırdım diplerimde. Bu gece rüzgâr senden esiyor. Bahçenin lale, sümbül kokuları burnumda. gözlerin bağrıma işliyor sıcakkanlı bir sevdayı. Tümceler karıştırıyorum ince belli bardaklarda. Çengelli iğneler geçirdim acılarıma ki her gözyaşımda pastan çürüyüp de dilleri açılmasın diye sevdama. Karşılaştığımız her an adımlarınla gönlümü ezip geçiyorsun. Bir bilsen hayatımdan kaç sayfa eksildi senden sonra... Kara kutularda kırmızı reçeteli ilaçlar aradım. Kırmızı güller besledim nemli topraklarda. Yollarda senli sualler sordum karaağaçlara, cevap veremediler sustular hıçkırıklar bastılar boğazıma. Kimse konuşamadı acılarımın üzerine. Hakkımı savunacak diller kesildi, idama mahkûm edildi. Şarlatanlar oynattım yüzümde. Hiç korkmadan sabahladım dizlerinde. Uçsuz Bucaksız sular içtim aldırmadım denize, tuza. İçtim kana kana. Hatim ettim acılarımı. Kurtulmak ne mümkün… Kurtlu elmalar yetiştiriyorum çürümüş ağaçlarda. Masal kaçkınlarını barındırıyorum burgu burgu boşluklarda. Baltasını alan başlıyor ormanlarımı kat kat katletmeye. Oturun oturduğunuz yerde kaldırmayın beni yerimden küfrümü vurmayın ağzıma. Edebinizi, hayânızı takının üzerinize. Konuşmayın aşkımın üzerine. Ne hak ne de hürriyetiniz yok bu sevdanın çift taraflı hak namesinde. Hallerinize hal beğendiremez oldum. İşlediğiniz suçlara beni kefil sundunuz. Her ağızdan çıkan özrü özür sayamazdım. Özür, İlk kalbe uğrayıp pişmanlıklarını alıp da dile gelmedikten sonra ses kalabalığından başka hiçbir şey değildir. Peki, her gün dilimizle neyin özrünü sunuyoruz? Sancılı gecelerde düğüm oldu içim. Pazarda kaybolan bir çocuk gibi gözyaşlarım düğümlendi. Her sorunun baş konusu bencillik oldu. İç kanamanızı durdurmak için dış etkenden hırsımızı alamız sorunları daha da doğurganlaştırmıyor muydu? Anla! Anla artık ya gel ya da çek kendini temiz bir sayfaya.. Yâ def olup git yada sür kendini hayallerindeki o bilinmez yerlere. Çaresiz bir acının dupduru bir gerçeğidir kaleme susamam. Çaresiz bir ömür benim ki. acılara sebep ben değilken yok yere huzurdan sürgün edilen yine ben. Kaderimin delik delik bıraktığı yerleri kahraman şiirlerle doldurdum. Artık taşıp durmam dışarı. İçim içime yeter, artar bile. |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|